Evimin önündeki Büyük Su'dan daha önce bahsetmiştim. Onu izlemeye bayılırım. Hele ki Benzerim de yanımdayken bu benim için en büyük keyiftir.
O yanımdayken - Benzerim - her şey gider, bi' tek o kalır. O ve onun verdiği sonsuz huzur... Defalarca şükretmişimdir Yaratıcı'ya bundan ötürü. Ama sanki hep az şükretmişim gibi gelir.
Ne zaman aldık bu tıngırdayan sandalyeleri bilmem ama çok çok eğlendiğimizi saklayamam. Hele ki Minik Benzerlerimiz bizim kalkmamızı beklerler. Ne şirin varlıklar!
Öyle sakin bir hayatım var zannediyorsunuz, biliyorum. Ama her zaman zannettiğiniz gibi değildir.
Ne zaman bunalsak, ne zaman bıksak, buraya kaçarız!
Buranın fırtınası insanı hem korkutur, hem de o rüzgar sanki düşüncelerimizi süpürür.
**
Büyük Su çarşaf gibi... Gökyüzü saten, yıldızlar desen... Sallanan sandalyemizde Benzerim'le oturuyoruz. Dumanı tüten fincanlarımız da yanımızda. Aklımda ondan bahsetmek vardı. Onu Benzerim'e daha önce açmıştım. Yüzünden arada onu düşündüğümü bildiğini okuyabiliyordum.
"Söyle bakalım." dedi daha ona konuşmaya bile yeltenmemiştim. Benzerim...
İçimde kelimeler kabarıyordu, ama diğer yandan da konuşmak yersiz olurmuş gibi geliyordu.Elimi tatlı bir tutuşla sıktı. O mutluluk dolu sesiyle:
-Güzel olacak.
Yıldızların gözkırpmalarını seyretmeye devam ettik. Deniz, küçük dalgalarıyla kumsalda geziyordu.
Ağaçların arasından geçti. Yaprağı düşürdü geçerken, gördüm!
Büyük Su'yun yanındaydım. Su bir gidip bir geliyordu. Yere bastıkça çıkan izlere bakıyordum. Sonra izler siliniyordu.Tekrar, tekrar... Benden önce geçen Diğerlerinin izi yoktu... Belki de benzerlerim vardı da buradan geçerken izlerini bırakmışlardır... Silinmiştir...
İşte iz bırakma fikri ilk o zaman aklıma geldi... Büyük Yeşil'in yakınlarına izler bırakabilirdim. Bana özel izler, böylelikle beni farkedebilirlerdi. İçimdeki o tık tık eden şeyin hızlandığını hissediyordum. Elimi üzerine koydum... Onu dinledim.
Koşmaya başladım. İzler! Bi' sürü iz bırakmalıydım. O esnada ağaçların arasından geçti. Yaprağı düşürdü geçerken, gördüm! Ona doğru yöneldim. Seçemiyordum ama bana benziyordu, benzerimdi!
İçimdeki tıktık çok daha hızlı tık tık ediyordu. Arka uzantılarım, Tıktık'ın bulunduğu yer yanıyordu... Sendeleyerek, arka uzantılarımı acıtarak koşuyordum. Daha hızlı... Nefes alamayacak duruma gelinceye kadar koştum. O kadar uzakta değildi... Orada hala seçebiliyordum onu.
Oturdum. Tıktık'ın üzerinde ön uzantım. Yavaşladığını hissedebiliyordum. Arka uzantılarım acıyordu. Kırmızı Sular kaplamıştı üzerini... Hala oradaki benzerimi kolluyordum, duruyordu orada.
Kalktım, ona doğru koşmaya devam ettim. Yemek yediğim boşluk sonuna kadar açıktı. Arka uzantılarım çok acıyordu... Bağırıyordum... Bir yaprak daha düştü.. Ön uzantısının üzerine doğru...
Yoktu. Orada yoktu... Koşarken Büyük Su tarafına meyil almıştım. Yoktu. Bir adımda birden kayboldu... Durdum! Arka uzantılarım acıyordu. Kırmızı su çoğalmıştı...
Yavaş yavaş onun durduğu yere gittim. Ön uzantılarına düşen yaprak... Etrafıma bakındım. Göremiyordum... Gitmişti; bir anda... Oturdum. Tıktık, hızlıydı...Görme yerlerimin üzerindeki tüyler birbirine yaklaşmıştı, arka uzantılarım acıyordu ve o gitmişti... Hemen kalktım. Evime dönüyordum... Kırmızı Sularım yerleri ıslatmış... İzlerimdi onlar benim. Acaba benzerlerim, o anlayabilir miydi benim burada olduğumu? Arkamda kalan izlerime baktım.
Oradaydı yine! Tüm acımı unuttum, koşmaya başladım. Ama yine birden kaybolmuştu. Bağırdım, evime geri doğru yürümeye başladım.Arada arkama bakıyordum.
Oradaydı tekrar. Durdum, seyretmeye başladım.
Gölge...
Büyük Su'yun yanındaydım. Su bir gidip bir geliyordu. Yere bastıkça çıkan izlere bakıyordum. Sonra izler siliniyordu.Tekrar, tekrar... Benden önce geçen Diğerlerinin izi yoktu... Belki de benzerlerim vardı da buradan geçerken izlerini bırakmışlardır... Silinmiştir...
İşte iz bırakma fikri ilk o zaman aklıma geldi... Büyük Yeşil'in yakınlarına izler bırakabilirdim. Bana özel izler, böylelikle beni farkedebilirlerdi. İçimdeki o tık tık eden şeyin hızlandığını hissediyordum. Elimi üzerine koydum... Onu dinledim.
Koşmaya başladım. İzler! Bi' sürü iz bırakmalıydım. O esnada ağaçların arasından geçti. Yaprağı düşürdü geçerken, gördüm! Ona doğru yöneldim. Seçemiyordum ama bana benziyordu, benzerimdi!
İçimdeki tıktık çok daha hızlı tık tık ediyordu. Arka uzantılarım, Tıktık'ın bulunduğu yer yanıyordu... Sendeleyerek, arka uzantılarımı acıtarak koşuyordum. Daha hızlı... Nefes alamayacak duruma gelinceye kadar koştum. O kadar uzakta değildi... Orada hala seçebiliyordum onu.
Oturdum. Tıktık'ın üzerinde ön uzantım. Yavaşladığını hissedebiliyordum. Arka uzantılarım acıyordu. Kırmızı Sular kaplamıştı üzerini... Hala oradaki benzerimi kolluyordum, duruyordu orada.
Kalktım, ona doğru koşmaya devam ettim. Yemek yediğim boşluk sonuna kadar açıktı. Arka uzantılarım çok acıyordu... Bağırıyordum... Bir yaprak daha düştü.. Ön uzantısının üzerine doğru...
Yoktu. Orada yoktu... Koşarken Büyük Su tarafına meyil almıştım. Yoktu. Bir adımda birden kayboldu... Durdum! Arka uzantılarım acıyordu. Kırmızı su çoğalmıştı...
Yavaş yavaş onun durduğu yere gittim. Ön uzantılarına düşen yaprak... Etrafıma bakındım. Göremiyordum... Gitmişti; bir anda... Oturdum. Tıktık, hızlıydı...Görme yerlerimin üzerindeki tüyler birbirine yaklaşmıştı, arka uzantılarım acıyordu ve o gitmişti... Hemen kalktım. Evime dönüyordum... Kırmızı Sularım yerleri ıslatmış... İzlerimdi onlar benim. Acaba benzerlerim, o anlayabilir miydi benim burada olduğumu? Arkamda kalan izlerime baktım.
Oradaydı yine! Tüm acımı unuttum, koşmaya başladım. Ama yine birden kaybolmuştu. Bağırdım, evime geri doğru yürümeye başladım.Arada arkama bakıyordum.
Oradaydı tekrar. Durdum, seyretmeye başladım.
Gölge...


