Ağacın üstünden etrafı izlerken içimde kıpırdananların ne olduğunu düşünmeye başlamıştım. Bunu sizin aranıza karışınca merak diye adlandırdım. Ancak o zamanlar bunu bilmiyordum. İçimdeki kıpırtı beni canlı tutuyordu. Sıkılmıyordum. Etrafı keşfetmeliydim. Kendi kendimi itiyordum buna ya da itiliyordum...
Kıpırtı arttıkça daha yükseklere tırmanmaya başladım, daha uzaklara gitmeye başladım. Diğerlerini daha iyi tanıyordum artık. Hangisinin ne şekilde hareket ettiğini, neler yediğini, neler yemediğini biliyordum. Onlardan çok şey öğrendim. İçimdeki kıpırtıları başlatan da onlar olmuştu.
Sarı kumun etrafını çok iyi biliyordum artık. Portakal Ağacımın çevresi benim bölgemdi.Taşlar buldum, farklı ağaçlar buldum.Farklı meyveler buldum. Çok küçük hayvanlar gördüm.Hepsinin de benzerinin varlığı beni kendi benzerlerimi aramaya itiyordu. Diğerlerini Sarı Yuvarlak gidinceye kadar izliyordum. Uyanışlarını, yemek yemelerini, kendi küçük benzerleriyle uğraşmalarını, kendilerine yemek bulmalarını...
Şeklim bütün diğerlerinden farklıydı. Ben daha tüysüzdüm, önümdeki uzantılar daha kısaydı ve küçüktü, arkamda daha uzun uzantılar vardı. Farklılıkları gördükçe içimde kıpırtılar artıyordu.
Diğerlerinin küçük benzerlerinin nasıl ortaya çıktığını gördüğümdeyse kıpırtılar zaptedilemez olmuştu. Bir taşın içinden çıkmıştı havada kalabilenler! Ben de bir taşın içinden çıkmalıydım! Hatırlayamıyordum. Taşın içinden mi çıkmıştım? Ama o taşı oraya kuş koyuyordu. Benim taşımı da benzerim koymuş olmalıydı.
Unutuyordum bazen kendi benzerlerimi, etrafta olan bitenle ilgileniyordum. Her gün yeni şeyler buluyordum. Taşların yenmeyeceğını böyle bir zamanda öğrenmiştim mesela.Büyük Yeşil'in orada karanlıklar vardı. Onların içlerine girdim. Bastığım yerler sertti. Taşlar. Bir sürü taş! Büyük taşlar! Büyük Yeşil'in içinde...
Bu karanlığın içine gittikte büyük yeşile benzer Küçük Yeşil çıkar diye geçmişti aklımdan. O zaman Büyük Yeşil'i buraya bırakan daha büyük bir yeşil olmalıydı.
Büyük Yeşil ne yiyordu?Yoksa bu karanlık ağzı mıydı? Beni yer miydi? Bunlar daha sonraları aklıma geldi. Karanlığa gidemez oldum. Ancak etrafından da ayrılamıyordum. Yeme karanlığı olsa o karalınkta bastığım yerler sert olmamalıydı. Benim karanlığımda yumuşaktı. Gördüğüm diğerlerinde de karanlığın ilk kısmında haraket vardı. Ama Büyük Yeşil'in karanlığında yoktu... Sonunda hep Portakal Ağacıma gelirdim.



0 Responses to 'Merak'
Yorum Gönder