Evet, arka uzantılarımın üzerindeydim. Yürüyebiliyor, koşabiliyordum.
Ayaklarım üzerinde durmayı geniş bir zaman içinde öğrendiğimi anımsıyorum. Başta Diğerleri gibi gidiyordum. Onları gördükçe onlar gibi hareket ediyordum. Ancak onlar kadar hızlı değildim. Zamanla canım yanmaya başlamıştı. Uzantılarım fazla uzundu. Kahverengi bir hayvan görmüştüm. Arka uzantıları üzerindeydi. Onun gibi yapmayı denedim.Başarmıştım. Ama tutunmam gerekmişti. Sonraki günlerde bunun üzerine yoğunlaşmıştım.Dik durabiliyordum. Tutunmadan dik durma sürem her geçen gün daha da artıyordu.
Bir ayağımı diğer ayağımın ilerisine atmayı denemek nereden aklıma geldi bilmiyorum. Adım atmayı denemeye başlamıştım. Bir adım, iki adım, üç adım... Adımlarımın sayısı artıyordu.Daha az düşüyordum. Ayaklarımın üzerindeyken kendimi daha rahat hissediyordum. İçimde bir şeyler yer bulmuş gibiydi.
Portakal Ağacıma dönüşlerde içimden arka uzantılarımın üzerinde gitmemi, Diğerlerine benzemediğimi geçiriyordum. Kahverenginden öğrenmiştim dik durmayı ama... O benim gibi gidemiyordu. İlerlemek için yine ön uzantılarını kullanması gerekiyordu. Ben ondan öğrendim ama ondan daha iyiyim. Yoksa ben mi yanlış yapıyordum? O gibi mi gitmeliydim?
Diğerleri gibi ön uzantılarımı kullanarak gitmek çok zor oluyordu. Arka uzantılarım hızlı gitmemi engelliyordu. Ancak arka uzantılarımın üzerinde çok hızlı ve rahat hareket edebiliyordum. Kahverengi ön uzantılarıyla beraber hızlı ve rahattı. O zaman o öyleydi ben böyle.
Portakal Ağacıma gelmiştim.Bir portakal kopardım ve yedim.



0 Responses to 'Yürümek'
Yorum Gönder